Hocam, tarikata girelim mi girmeyelim mi?

SORU:

Hocam selamünaleyküm.

Görüşlerinizi dikkate almaya çalışan 20 yaşında bir gencim. Aynı zamanda başka hocalardan, gruplardan da yararlanmaya çalışıyorum. Herkesin hatası kusuru olabileceğini biliyorum. Hocam, ‘bir gruba – tarikata girmeye çalışın, yalnız kalmayın’ diyorsunuz ama bir kaç soruya cevabınızda da tarikatlardaki bazı uygulamalarla ilgili olarak ‘Ashabta yok bunları yapmamaya çalışın’ demişsiniz. Ancak bu tarikata giriş şartları ya da zikirleri oluyor, yapmayınca bir anlamı kalmıyor. Ne önerirsiniz?

Ayrıca hocam, genel olarak ashabta olmayan şeyler var tarikatlarda. O zaman hangi tarikata veya gruba dahil olacağız? O zaman genel olarak bidat mı oluyor tarikatlar ki, yine sizden öğrendiğime göre ‘tarikatları yok sayanı biz de yok sayarız’ diyorsunuz..
Allah razı olsun hocam. Genel bir bilgilendirme yaparsanız çok memnun olurum.
Boşlukta kalmamaya çalışan bir genç..

CEVAP:

Selamünaleyküm.

Tarikat konusu üzerinden, dinimizi yaşamak hususunda temel bir ilke olarak görebileceğiniz şekilde size izahatta bulunayım:

Tarikat, bugünkü sistematik ya da organize hâliyle ashabı kiramın bilmediği bir durumdur. Tarikatların yaptığı işler ise, umumiyeti ile Kur’an’ımızın ve sahabe tatbikatının pratiği sayılabilecek şeylerdir. Dolayısıyla tarikat, kökten reddedilebilecek bir şey olmadığı gibi ‘İslam’ın onsuz olmaz bir parçası olduğu’ da iddia edilemez. Bunun ortası ise bulunabilir. Zikrettiğiniz örnekler, bunun ortasını bulma çabasıdır. Zira ümmetimizin uçlara kaçan tariflerden ve uygulamalardan uzak durması gereken bir zamanda yaşıyoruz.
Bu ortasını bulma çabasına karşı, iki zıt uçtan çekiştirenlerin niyetlerini Allah’a havale etmek zorundayız. Hepimiz, Rabbimizin huzuruna çıkacağız ve o çıkışımız da uzak bir gün değildir. Bugün ulu orta konuştuklarımızın hesabını vereceğimize iman ettiğimize göre, dikkatli konuşmak zorundayız. ‘Tarikat İslam dışıdır’ sözünün iticiliği ne ise ‘tarikatı olmayanın dini olmaz’ türünden bir söz de o kadar itici ve çirkindir. Her iki aşırılığı da reddederiz.

Peki, bir mümin olarak tarikata girmek zorunda mıyız?
Cevabı çok basittir. Bir mümin olarak hepimiz bireysel sorumluluk alanı itibariyle haramlardan korunmuş olmak ve ibadetlerimizi eda etmek durumundayız. Bu görevimiz, başta zikir olmak üzere kalp terbiyemizi sağlayacak her görev için geçerlidir. Bu görevi medresesinde veya mahalle camisinde temin edebilen için tarikat odur. Ashabı kiram Allah onlardan razı olsun, bunu bu mantıkla sağladılar. Bizden de sağlayabilen olursa ihtiyaç karşılanmış demektir. Aksi olan için ise bir mürşidin yardımını almak zorunlu olmuş demektir. Bu zamana kadar bu yol gösterme ihtiyacını karşılayanlara ‘mürşid’ denmiştir. Mürşidlerin çalışma merkezlerine/mekanizmalarına da tarikat adı verilmiştir. Bir halk ifadesi tarzı ile tarif edildiğinde durum böyledir.

Öyle veya böyle yalnız kalmak, şeytana alet olmayacağın bir beraberlik sağlamadan yaşamak tehlikedir. Bunu bilip gereğini yapalım.
Abartmaya ve içinden çıkılmaz bir sorun gibi görmeye gerek yoktur.

Allah yardımcımız olsun.
Selamünaleyküm.
Nureddin YILDIZ
fb.com/nureddinyildiz
twitter.com/nurettinyildiz
instagram.com/nureddinyildiz

Site Footer